Artık iyice metalaşmış dünyamızda, bir nebze de olsa gerçek mutluluktan pay alabilmek umuduyla... Şiirle ve mutlulukla...
21 Şubat 2010 Pazar
ORHAN VELİ - YAŞAMAK
Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;
Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
Gündüzleri gün ışığında ısınmak;
Şöyle bir fırsat bulup yarım gün,
Yan gelebilmek Çamlıca tepesine...
-Bin türlü mavi akar Boğaz'dan-
Her şeyi unutabilmek maviler içinde
Biliyorum, kolay değil yaşamak,
Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;
Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
Gündüzleri gün ışığında ısınmak;
Şöyle bir fırsat bulup yarım gün,
Yan gelebilmek Çamlıca tepesine...
-Bin türlü mavi akar Boğaz'dan-
Her şeyi unutabilmek maviler içinde
15 Ocak 2010 Cuma
BERABERLİK - HALİL CİBRAN
Ve o cevap verdi:
6 Ocak 2010 Çarşamba
AHMET TELLİ - AŞK BİTTİ
Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı
Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi
Bitti.
Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım
Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim
Belki bir yağmur yağar akşama doğru
Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım
Aşk da bitti diyordu ya bir şair
Aşk bitti işte tam da öyle
9 Kasım 2009 Pazartesi
Tanrı'nın huzuruna çıktığında eli boştur. Tanrı Kafka'yı sorar kendisine, Azrail boyun büküp cevap verir, "Yok" der önce... "Sizin yarattığınız evrende Kafka adında bir adam yaşamıyor." Tanrı öfkelenir bu sözün karşısında, belki de ilk defa istediği bir şey yerine gelmemiştir. Gür sesiyle bağırır Azrail'e "Git o zaman onu kendi yarattığı dünyada bul ve getir."
14 Ekim 2009 Çarşamba
BİR ALINTI
Ama bir de ne görelim? Bu sefer başka şeyler sansüre tabi olmuş. Orduya, devlete, Yüce Manitu’ya istediğini söyle serbest, ama iş İlkçağ Arap mitolojisini sorgulamaya geldi mi orada dur diyorlar.
Neymiş? Allah diye biri varmış, canı sıkıldıkça kitap yazarmış ama artık yazmamaya karar vermiş, pırpır kanatlı ulaklarla birtakım hazretlere mesaj iletirmiş, o hazretlere dil uzatan maazallah çarpılırmış. Bu hikâyelere istemesen inanma diyorlar, tamam, ama inanmadığını açık açık söylemen caiz değildir. Nedenmiş? Müslümanlar alınırmış!
Doğanın boşluk kabul etmemesi gibi, bu toprakların havası mıdır, suyu mudur, özgürlük kabul etmiyor herhalde.
SEVAN NİŞANYAN Taraf, 21 Eylül 2009
8 Ekim 2009 Perşembe
???
YAŞAR KEMAL
BİNBİR ÇİÇEKLİ BAHÇE(s.162)
5 Ekim 2009 Pazartesi
İŞÇİ
Yüreğim acıyor
Sökülüyor taş taş sokaklar
Caddeleri kana buluyorlar
Yüreğim acıyor
Ayaza dönük sevgim
Sevgim kanadı kırılmış kuş gibi çırpınıyor
Çırpınıyor göğe, kente ve sokaklara baka baka
Bakıyorum kent sisli
sokaklar sisli
Bir adam geçer sokaktan
adı işçi
Ahmet, Mehmet değil ha, işçi
İşçi adı
işçi oğlu işçi
Çayın demi der ona "İşçisin"
Sabahın ayazı
Uykunun mayhoşluğu
ve dizlerde
ve omuzlarda
ve kollarında
ve bacaklarındaki ağrı
Kulaklarındaki uğultu, uykusuz geceleri
sancılı rüyaları
işçisin der ona
Caddelere bakmadan
ezberlediği dünden
kaygılandığı yarından
alır suskunluğunu, sessizliğini
Bugünün korkusundandır durgunluğu
Yürür caddelerde, caddeler kanlı
Yürür sokakta, sokaklar kirli
Yürür kendi içinde, kendinden kaçarak
içindekini dışına çıkarmadan
dışındakini içine almadan
Çiçeğe, böceğe, aşka meşke bakmadan
Yürür karın tokluğuna
yürür kısa ve çok uzun bir yolda...
Oturur makinesine
işler tıkır tıkır makinesi
Tel tel sacları ter içinde
ter içinde her bir yanı
yorgunluğu yılgınlığı su içinde
Yoldan geçer bir işçi
Yevmiyesine çalışır
Ezberedir günleri
Ezberi bozsa yevmiye yok
Yevmiye yoksa aş yok
Aş olmadan tokluk yok
Sokaklar kirli
Kent isli
Yürür çok kısa
çok çok uzun bir yolda
Gördüğü, baktığı
duyduğu, dokunduğu
düşündüğü her şey der ki ona
İŞÇİSİN SEN İŞÇİ...