21 Şubat 2010 Pazar

ORHAN VELİ - YAŞAMAK

Biliyorum, kolay değil yaşamak,
Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;
Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
Gündüzleri gün ışığında ısınmak;
Şöyle bir fırsat bulup yarım gün,
Yan gelebilmek Çamlıca tepesine...
-Bin türlü mavi akar Boğaz'dan-
Her şeyi unutabilmek maviler içinde

Biliyorum, kolay değil yaşamak,
Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;
Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
Gündüzleri gün ışığında ısınmak;
Şöyle bir fırsat bulup yarım gün,
Yan gelebilmek Çamlıca tepesine...
-Bin türlü mavi akar Boğaz'dan-
Her şeyi unutabilmek maviler içinde

15 Ocak 2010 Cuma

BERABERLİK - HALİL CİBRAN

BERABERLİK
Sonra Almitra tekrar konuştu: "Peki ya beraberlik?"

Ve o cevap verdi:
"Siz beraber doğdunuz ve hep öyle kalacaksınız.
Ölümün beyaz kanatları, sizin günlerinizi
dağıttığında da beraber olacaksınız.
Siz Tanrı'nın sessiz belleğinde bile beraber olacaksınız.
Fakat birlikteliğinizde belli boşluklar bırakın.
Ve izin verin, cennetlerin rüzgarları aranızda dans edebilsin...
Birbirinizi sevin; ama sevgi bir bağ olmasın,
Daha ziyade, ruhlarınızın sahilleri arasında
hareket eden bir deniz gibi olsun.
Birbirlerinizin bardaklarını doldurun;
ancak aynı bardaktan içmeyin...
Ekmeklerinizi paylaşın; ama
birbirinizinkini yemeyin...
Beraberce şarkı söyleyin, dans edin, coşun;
fakat birbirinizin yalnızlığına izin verin;
Tıpkı bir lavtanın tellerinin ayrı ayrı olup,
yine de aynı müzikle titreşmeyi bilmeleri gibi...
Birbirinize kalbinizi verin; ama diğerinin saklaması için değil;
Çünkü yalnızca Hayat'ın eli, sizin kalplerinizi kavrayabilir...
Ve yanyana ayakta durun; ama çok yakın değil,
Çünkü bir mabedin ayakları arasında mesafe olmalıdır;
Ve meşe ağacıyla, selvi ağacı,
birbirinin gölgesi altında büyüyemez."

6 Ocak 2010 Çarşamba

AHMET TELLİ - AŞK BİTTİ

Aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı
Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi
Bitti.

Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da

Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım
Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim
Belki bir yağmur yağar akşama doğru
Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım

Aşk da bitti diyordu ya bir şair
Aşk bitti işte tam da öyle

9 Kasım 2009 Pazartesi

Tanrı'nın Azrail'i yanına çağırmasıyla başlar hikaye ve Tanrı Azrail'den Kafka adında bir adamı öldürüp kandine getirmesini ister. Azrail elindeki öldürülecekler listesinde küçük bir oynama yaparak Kafka'nın adını ilk sıraya alır ve canını almak için dünyaya iner. Prag'dan başlar aramaya ve tüm Avrupa'yı dolaşır, ama bulamaz. Tanrıya karşı mahcup olmak istemediğinden hiç ara vermeden devam eder yolculuğuna ve tüm mevsimlerde, tüm kentleri dolaşır...
Tanrı'nın huzuruna çıktığında eli boştur. Tanrı Kafka'yı sorar kendisine, Azrail boyun büküp cevap verir, "Yok" der önce... "Sizin yarattığınız evrende Kafka adında bir adam yaşamıyor." Tanrı öfkelenir bu sözün karşısında, belki de ilk defa istediği bir şey yerine gelmemiştir. Gür sesiyle bağırır Azrail'e "Git o zaman onu kendi yarattığı dünyada bul ve getir."

14 Ekim 2009 Çarşamba

BİR ALINTI

Şimdi diyorlar ki memlekete özgürlük geldi. Doksan seneden beri tabu olan şeylerden bile artık serbestçe bahsedebilirsin.

Ama bir de ne görelim? Bu sefer başka şeyler sansüre tabi olmuş. Orduya, devlete, Yüce Manitu’ya istediğini söyle serbest, ama iş İlkçağ Arap mitolojisini sorgulamaya geldi mi orada dur diyorlar.

Neymiş? Allah diye biri varmış, canı sıkıldıkça kitap yazarmış ama artık yazmamaya karar vermiş, pırpır kanatlı ulaklarla birtakım hazretlere mesaj iletirmiş, o hazretlere dil uzatan maazallah çarpılırmış. Bu hikâyelere istemesen inanma diyorlar, tamam, ama inanmadığını açık açık söylemen caiz değildir. Nedenmiş? Müslümanlar alınırmış!

Doğanın boşluk kabul etmemesi gibi, bu toprakların havası mıdır, suyu mudur, özgürlük kabul etmiyor herhalde.

SEVAN NİŞANYAN Taraf, 21 Eylül 2009

8 Ekim 2009 Perşembe

???

Bir karanlıktan gelip bir karanlığa gidiyoruz. Homeros İlyadada, "İnsanoğlu en acı çeken yaratıktır." diyor. Çünkü ölüm bilincine varmış tek yaratıktır. Dostoyevski, Budalasında, "İnsanoğlunu sonsuz bir uçurum üstüne ayağını koyacak kadar bir yerde yaşamaya mahkum edin; yağmur altında, karda kışta, o acı içinde, açlıkta yoksullukta yaşar da ölmeye razı olmaz, yaşamını sürdürmekte direnir" diyor. Belki bu bir simge. Ama biliyoruz ki, insanoğlu açlıklar, yokluklar, sömürgeler, sefaletler, aşağılanmalar arasında yaşamaya devam ediyor. Şimdi, nedir bu dünyaya bağlılığımız? Nedir bu? Varmak istediğim gerçek, insanın içindeki bu sevinç ne?

YAŞAR KEMAL
BİNBİR ÇİÇEKLİ BAHÇE(s.162)

5 Ekim 2009 Pazartesi

İŞÇİ

Yüreğim acıyor
Sökülüyor taş taş sokaklar
Caddeleri kana buluyorlar
Yüreğim acıyor
Ayaza dönük sevgim
Sevgim kanadı kırılmış kuş gibi çırpınıyor
Çırpınıyor göğe, kente ve sokaklara baka baka
Bakıyorum kent sisli

sokaklar sisli
Bir adam geçer sokaktan

adı işçi
Ahmet, Mehmet değil ha, işçi
İşçi adı
işçi oğlu işçi
Çayın demi der ona "İşçisin"
Sabahın ayazı
Uykunun mayhoşluğu

ve dizlerde

ve omuzlarda

ve kollarında

ve bacaklarındaki ağrı

Kulaklarındaki uğultu, uykusuz geceleri

sancılı rüyaları

işçisin der ona

Caddelere bakmadan

ezberlediği dünden

kaygılandığı yarından

alır suskunluğunu, sessizliğini
Bugünün korkusundandır durgunluğu
Yürür caddelerde, caddeler kanlı

Yürür sokakta, sokaklar kirli
Yürür kendi içinde, kendinden kaçarak

içindekini dışına çıkarmadan

dışındakini içine almadan
Çiçeğe, böceğe, aşka meşke bakmadan

Yürür karın tokluğuna

yürür kısa ve çok uzun bir yolda...
Oturur makinesine
işler tıkır tıkır makinesi

Tel tel sacları ter içinde

ter içinde her bir yanı
yorgunluğu yılgınlığı su içinde

Yoldan geçer bir işçi

Yevmiyesine çalışır
Ezberedir günleri

Ezberi bozsa yevmiye yok

Yevmiye yoksa aş yok

Aş olmadan tokluk yok

Sokaklar kirli

Kent isli

Yürür çok kısa

çok çok uzun bir yolda

Gördüğü, baktığı

duyduğu, dokunduğu

düşündüğü her şey der ki ona

İŞÇİSİN SEN İŞÇİ...